HİKMET KAPLAN: “Çözüm Bellidir; Önce Ahlak ve Maneviyat, Ardından Adaletli Bir Düzen”
Yeniden Refah Partisi MKYK Üyesi ve Doğu Anadolu Bölge Sorumlusu Hikmet Kaplan, Diyar Magazin'e verdiği özel röportajda Diyarbakır'ın kronik sorunlarından ekonomiye, gençlik politikalarından yerel yönetim anlayışına, uluslararası gelişmelerden "Adil Düzen" vizyonuna kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.
Hikmet Kaplan ile Diyarbakır ve Gündem Üzerine Röportaj
(Yeniden Refah Partisi MKYK Üyesi, Doğu Anadolu Bölge Sorumlusu)
Diyarbakır siyasetinde son yıllarda sahadaki aktif duruşu, net söylemleri ve çözüm odaklı yaklaşımıyla dikkat çeken isimlerden biri olan Hikmet Kaplan; sadece eleştiren değil, sorumluluk alan bir siyasetçi profili çiziyor.
Yeniden Refah Partisi’nin MKYK Üyesi ve Doğu Anadolu Bölge Sorumlusu olarak teşkilat çalışmalarını sahada birebir yürüten Kaplan, aynı zamanda 2024 yerel seçimlerinde Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak ortaya koyduğu vizyonla geniş bir kesimin dikkatini çekti.
Şehrin kronikleşmiş sorunlarını yakından bilen, esnafın, gençlerin ve dar gelirli vatandaşların nabzını tutan Kaplan; “önce ahlak ve adalet” vurgusunu sadece bir slogan olarak değil, yönetim anlayışının temel ilkesi olarak ortaya koyuyor. Diyarbakır’ın ekonomik, sosyal ve altyapısal problemlerine yönelik somut çözüm önerileriyle öne çıkan Kaplan, yerel yönetimden uluslararası gelişmelere kadar geniş bir perspektifte değerlendirmeler yaparak, partisinin “adil düzen” vizyonunu sahaya taşıyan önemli isimler arasında gösteriliyor.

D.M: Hikmet Bey, 2024 yerel seçimlerinde Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan adayı oldunuz, hem de sahayı yakından takip ediyorsunuz. Şehrin genel durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hikmet Kaplan: Diyarbakır bizim için sadece bir şehir değil, bir dava meselesidir. Yerel seçim sürecinde sahayı karış karış gezdik. Bugün de aynı noktadayım: Diyarbakır’ın sorunları biliniyor ama çözüm iradesi ortaya konulmuyor. İstişare yok, planlama yok. Bu şehir sahipsiz değil ama sahipsiz gibi yönetiliyor.
D.M: Dağkapı Meydanı’nda seyyar satıcılarla ilgili yaşanan olaylar gündemdeydi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Bu görüntüler Diyarbakır’a yakışmıyor. Ama şunu net söyleyeyim: Seyyar satıcı bir sorun değil, ekonomik sistemin ürettiği bir sonuçtur. İnsanlar geçinemediği için bu yola başvuruyor. Siz vatandaşı değil, onu bu noktaya getiren sistemi sorgulamalısınız.
D.M: Siz belediye başkanı olsaydınız nasıl bir çözüm üretirdiniz?
Bizim anlayışımızda kimse mağdur edilmez. Esnafın hakkını korurken seyyar satıcıya da alan açacak projeler üretirdik. Planlı satış alanları, kooperatif destekleri, düşük maliyetli ticaret alanları… Yeter ki iyi niyet olsun. Biz “yasaklayan değil, düzenleyen belediyecilik” anlayışındayız.
D.M: Diyarbakır’da ulaşım ve altyapı sorunları da ciddi şekilde eleştiriliyor.
Ulaşım artık kronik hale gelmiş durumda. Kar yağınca yollar çöktü, adeta mayın tarlasına döndü. Bu kabul edilemez. Tramvay projesi acilen hayata geçirilmeli. Çevre yolları tamamlanmalı. Silvan yolu, Mardin yolu bağlantıları bitirilmeli. Diyarbakır büyüyor ama altyapı yerinde sayıyor.
D.M: Ailelerden gelen en büyük şikayetlerden biri çocukların beslenme ve harçlık sorunu. Bu tabloyu nasıl yorumluyorsunuz?
Eğer bir çocuk okula aç gidiyorsa bu bir yönetim problemidir. Bu çocukların suçu değil. Gelir dağılımında adalet yoksa bu tablo kaçınılmaz olur. Bugün Diyarbakır’da da Türkiye genelinde de en büyük sorun adaletsiz ekonomik düzendir.
D.M: Sosyal yardımlar bu sorunu çözmez mi?
Sosyal yardımlar pansumandır. Biz pansuman değil, kalıcı tedavi istiyoruz. Yeniden Refah Partisi olarak “Adil düzen” diyoruz. İnsanların yardıma muhtaç olmadığı bir sistem kurmak zorundayız. Üreten, paylaşan ve adil bölüşen bir ekonomi modeli şart.
D.M: Gençlerle ilgili ne düşünüyorsunuz?
En büyük tehlike gençlerin umutsuzluğudur. Gençlere ne iş var ne de gelecek umudu. Bu çok ciddi bir risk. Eğer gençler umudunu kaybederse, toplumun tamamı kaybeder. Biz gençler için üretim, istihdam ve eğitim odaklı projeler geliştirmek zorundayız.
D.M: Sağlık sistemiyle ilgili de Diyarbakır’da ciddi eleştiriler var.
Evet, vatandaş randevu alamıyor, doktor eksikliği var. Üzerine bir de etik dışı iddialar gündeme geliyor. Bu kabul edilemez. Sağlık sistemi güven üzerine kuruludur. Bu güven sarsılırsa toplumda büyük bir kırılma yaşanır. Bu sorunlar acilen çözülmeli.
D.M: Enerji, elektrik ve su faturalarıyla ilgili de vatandaşın ciddi tepkisi var.
Vatandaş 1.000 liralık tüketim yapıyor, 3.000–5.000 lira fatura ödüyor. Bu adaletsizliktir. Elektrik, su gibi temel ihtiyaçlar üzerinden vatandaşın ezilmesi kabul edilemez. Eğer siz bu hizmetleri erişilebilir hale getirirseniz kaçak kullanım da kendiliğinden biter.
D.M: Sayın Kaplan, biraz da uluslararası gündeme değinmek istiyorum. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Bu mesele sadece İran meselesi değildir. Bu, İslam coğrafyasına yönelik bir kuşatma politikasıdır. ABD ve İsrail’in bölgede yürüttüğü saldırgan politika, sadece bir ülkeyi değil tüm bölgeyi hedef almaktadır. Bu kabul edilemez.
D.M: Bu noktada Türkiye nasıl bir tutum sergilemeli?
Türkiye güçlü ve bağımsız bir duruş sergilemelidir. Yeniden Refah Partisi olarak biz her zaman “Milli görüş” çizgisinde şunu savunuyoruz; Türkiye, Batı’nın değil, kendi medeniyetinin ekseninde hareket etmelidir. İslam ülkeleri arasında birlik sağlanmadan bu saldırılar durmaz.

D.M: İslam dünyası sizce neden bu konuda etkisiz kalıyor?
Çünkü birlik yok, çünkü adalet yok. Herkes kendi derdine düşmüş durumda. Oysa biz diyoruz ki; D-8 ruhu yeniden canlandırılmalı, İslam ülkeleri ekonomik ve siyasi birlik kurmalıdır. Ancak o zaman bu tür saldırılara karşı caydırıcı bir güç oluşur.
D.M: Epstein dosyasının Türkiye ayağının soruşturulması kapsamında Türkiye' deki kayıp çocuklar vakalarına yönelik düşünceleriniz neler?
Bu konu, sadece bir güvenlik meselesi değil; aynı zamanda ahlaki, hukuki ve insani bir sorumluluk alanıdır. Kayıp çocuklar meselesi, hangi başlık altında ele alınırsa alınsın, devletin en temel görevi olan “masumu koruma” ilkesinin doğrudan bir imtihanıdır. Epstein dosyası gibi uluslararası boyutu olan iddialar söz konusu olduğunda, Türkiye ayağının en şeffaf ve tavizsiz şekilde araştırılması gerektiği açıktır. Bu noktada hiçbir kişi, kurum ya da yapı dokunulmaz değildir, en küçük bir ihmal ya da suistimal ihtimali dahi titizlikle soruşturulmalı, sorumlular hukuk önünde hesap vermelidir. Türkiye’de aile yapısının korunması, sosyal çöküntünün önlenmesi, dijital ve fiziki tehditlere karşı çocukların daha etkin korunması gibi çok boyutlu bir mücadele gerekmektedir. Çocukların güvende olmadığı bir toplumda ne adaletten ne de gerçek bir kalkınmadan söz etmek mümkündür.

D.M: Son olarak hem Diyarbakır halkına hem de Türkiye’ye vermek istediğiniz mesaj nedir?
Biz bu yola makam için değil, hizmet için çıktık. Diyarbakır’da da Türkiye genelinde de çözüm bellidir: Önce ahlak ve maneviyat, ardından adaletli bir düzen. Eğer biz bunu başarabilirsek ne yoksulluk kalır ne adaletsizlik ne de bu tür krizler. Biz buna inanıyoruz ve bunun için çalışıyoruz.








Benzer Haberler
Diyarbakır OSB Seçimi Sonrası İlk Röportaj | Ali İhsan Özdoğan: "Hukuki Sürecin Sonuna Kadar Takipçisi Olacağız"
Kahvaltının Patronu Halit Haliloğlu Anlatıyor; Van Kahvaltı Sarayı'nın Başarı Hikâyesi ve Gelecek Vizyonu
VİZYONLA BÜYÜYEN BİR MARKA: ÖZBAY GROUP Şeyhmus ÖZBAY ile Çok Yönlü Büyümenin Hikâyesi
“Tarz Sahibi Mekânlar Tesadüf Değil” MARJE DEKOR İşletmecisi Muhammed Tokur ile Ev ve Ofis Dekorasyonu Üzerine…
HİKMET KAPLAN: “Çözüm Bellidir; Önce Ahlak ve Maneviyat, Ardından Adaletli Bir Düzen”
Diyarbakır’da Dış Mekân Şıklığına Yeni Adres; Aydın-el Outdoor Furniture
Bir Aile Geleneğinden Türkiye Markasına; AYAZ FERFORJE METAL
KARACADAĞ’DAN SOFRALARA UZANAN DOĞAL LEZZET; LEZZETÇE TURŞULARI Genç Girişimci Deniz Balıkçı: “Kendi Memleketimde Üretmek, En Büyük Gururum”